Hoş geldiniz
Gezinti Bağlantılarını Atla
Anasayfa |
İletişim
Gezinti Bağlantılarını Atla
 Anasayfa
 Yayınlar
 Foto Galeri
 Bağlantılar
 Uygarlık Uygarlık genişlet
 Tarihöncesi
 Tarih Tarih genişlet
 Arkeoloji Arkeoloji genişlet
 Araştırma Araştırma genişlet
 Arkeometri
 Otobiyografi
 Ziyaretçi Defteri
 İletişim
 Edebiyat Edebiyat genişlet
 Hakkımızda
Yayınlar
Yayın Adı : TC. Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığının Moğolistandaki Türk Anıtlarının Araştırılması, Kazısı ve Restorasyonu ile ilgili 2001 ve 2003 yılları ekiplerinde Kazı Başkanlıklarımdan 2003 yılı ile ilgili raporu;bu rapor TİKA'nın 2001 ve 2003 yılı kitaplarında yayınlanmıştır.
Yayın Ozeti:
 

 

 T.C.Başbakanlık

Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı’na

 

Kurumunuza ait Moğolistan’daki Türk Anıtlarının Araştırılması, Bakımı ve Korunmasıyla ilgili  Proje’de  Kazı Bilim Kurulu Grup Başkanı olarak 02.07 – 31.08. 2003 tarihleri arasında görevlendirildim. 02.07- 06.07.2003 tarihleri arası Türkiye’den Moğolistan’a ulaşımımız ve Orhun’daki kazı alanımıza varışımız olmuştur. 07.07. 2003 tarihinde Türk ve Moğol bilim adamları toplanarak çalışmalarımız ve kazımız hakkında hazırlıklarımız gözden geçirilmiştir. Bunun üzerine çalışmalarımız resmen başlatılmıştır. 2000 bin yılından bu yana olduğu gibi bu yılki kazılarımız  da Bilge Kağan Anıt Mezarlığı’nda gerçekleştirilmiştir. Bilge Kağan Anıt Mezarlığı’ndaki 2003 yılı kazı çalışmaları 07.07 – 30.07.2003 tarihleri arasında sürdürülmüştür.

            2003 yılı kazıları 2000 yılından itibaren 4 yıldır süren kazı çalışmalarında başlatılan çalışmaları sonlandırmak ve önümüzdeki yıldan itibaren yapılması planlama aşamasında olan Bilge Kağan Anıt Mezarlığı’nın Restorasyonu Projesi’ne veri sağlamak amaçlı olmuştur. Bu amaçlara yönelik çalışmamızda şahsımın görevleri şu şekilde olmuştur.

            1- Haritacıların yaptığı plankareler esas alınarak arkeolojik kazı açmalarının bu sisteme bağlı olarak belirlenmesi,

            2- Bu çalışma alanlarında Türk ve Moğol arkeologlarının görev dağılımını sağlamak,

            3- Türk ve Moğol bilim adamlarının koordineli olarak çalışmalarını sağlamak,

            4- Kazı açmalarındaki çalışmaların bilimsel yöntemlerle yürütülmesi           

            5- Koordinatörümüze kazıdan çıkan bilgileri sunmak,

6- Restorasyon ekibine gerekli verileri ve bilgileri yerinde sağlamak

7-Türk ve Moğol ekiplerinin hazırlamış olduğu harita, çizim, rapor ve belgeleme işlemlerine nezaret etmek,

8- Kazı sonucunda açmaların tahribatını önlemek için kapatılmasını sağlamak;

 Bu belirtilen faaliyetlerin yanında kazımızı ziyaret eden Türk ve Moğol Devlet görevlilerini, bilim adamlarını, basını ve çeşitli ülkelerden gelen turistleri  bilgilendirme yapılmıştır.

2003 Yılı Bilge Kağan Anıt Mezarlığı Kazıları:

Bu yıl rekor denilebilecek oranda açma açılmıştır. İlk kez bu yıl olmak üzere ve kontrolünü yapmak için değişik boyutlarda 33 adet açma açılmıştır. Açmalarımız daha çok külliyenin doğusundaki Giriş kısmında ve ortasında yer alan Bark’ta yoğunluk kazanmıştır. Diğer taraftan çevre duvarlarını ve kanallarını ortaya çıkarmak için külliyeyi doğudan batıya ve kuzeyden güneye kesen kesit açmalarında çalışmalar yoğunlaştırılmıştır.

Giriş Kapısı ve Çevresi:

Giriş kısmında yapılan çalışmalarda son derece önemli verilere ulaşılmıştır. Özellikle Bengü Taş’ın yer aldığı  (kaplumbağa kaideli yazıtlı anıtın bulunduğu yer) kısım NG 266 ve NG 267 açmalarında 2000 yılında ve 2001 yılı çalışmalarında da açmalarla girilen bu alanda anıtın oturduğu platform ve onu koruyan yapının ölçüleri ortaya çıkarılmıştır. Platform 6.50 cm. genişliğinde gri kil üzerine 6.60 cm.lik boyutlarında kare şeklinde döşeme tuğlalarından oluşan bir platform üzerinde 5 x 5 m. lik bir kırmızı kerpiçlerden oluşan temeli ile bir yapıdan oluşmaktadır. Kerpiçler 32 x 16 cm. boyutlarında olduğundan yapının temel kalınlığı 64 cm. dir. Platform 3 sıra tuğla kalınlığı ile yükselmektedir. 2000 yılı derinleşmesinden anlaşıldığı gibi kaplumbağa kaide 65 cm. kalınlığında bir kil zemin üzerine oturmaktadır. Bunun üzerinde 3 sıra tuğla kalınlığı yaklaşık 20 cm. oluşturmakta ve alt tuğla dizileri bütün külliyeyi kaplayan  32 x 32 cm.lik boyutlarında kare şeklindeki tuğla döşemesidir. Bunun üzerinde ise 6. 50 cm. genişliğinde platformdan oluşan tuğla döşeme olup etrafı 32 x 16 cm lik dikdörtgen tuğlalar ile bir konturla çevrilmiştir. Özellikle yapının kuzeyinde yan yana 3 sıra konan 32 x 32 cm. lik kare tuğlalarla bu dizelein de kaplandığı görülmektedir. Tuğla döşemeler ile kırmızı kerpiç temel yapısı arasında 9- 10 cm. lik bir boşluk bulunmakta bu boşluk da ileride üzerinde duracağımız gibi barkta da görülen şekliyle gri kil dolgu ile doldurulmuştur.  

Gözlemlerimiz sonunda doğu, batı ve özellikle kuzey yönde yoğun bir şekilde görülen kırmızı kil temel kalıntıları güney yönde yok denecek kadar azdır. Burada bir dizi dikey konmuş tuğlaların buradaki duvarı zeminden gelecek yağmur sularından korumak için sonradan konduğu sanılmaktadır. Güney yöndeki kırmızı kerpiç temellerin olmayışı 2000 yılı kazı çalışmasında temizlenmesinden sanılmaktadır. Bu dönem kazı çalışmalarının erken raporlarında bu alanda kırmızı tuğla izleri mevcuttur. Özellikle yapının köşelerinde yoğun kırmızı kerpiç izleri ve çevreye olan yıkıntının bu alanda bol miktarda duvar boyasının olması özellikle köşelerin çatıya kadar uzandığını yansıtmaktadır. Bu yükseklik hakkında elimizde yeterli kanıt olmamakla birlikte anıtının yan duvarlarının yüksekliğinin yazıtı okuyabilecek yükseklikte olması bunun da 100 cm. den fazla olamayacağı sanılmaktadır.

Bu kısımlarda duvar boyaları oldukça azdır. Ancak yapının özellikle kuzey batı ve güney doğu ve güney batı köşelerinde çapı 100 cm. ye kadar uzanan sıva parçaları bulunmaktadır. Bu sıvaların kıyaslanması sonucunda külliyenin dış duvarlarından daha ince ve üzerinde kırmızı ve siyah boyalarla yapılmış bezemelerin daha nitelikli olduğu anlaşılmaktadır.   Bu parçalardan büyük bir çoğunluğu büyük bir sel felaketi sonucunda tahrip olmuş ve giriş kapısı açıklığından yapıyı koruyan kanallara akmıştır. NG 268 Açmasındaki kanalda bu parçalardan büyük bir tanesi bulunmuştur. Burada belirtilmesi gereken bir konu da özellikle yapıyı güney tarafta çevreleyen tuğla döşemelerin doğu batı yönünde çöküntü halinde görülmesidir. Bu da buradan kanallara bağlanan künkler ile yer altından bir arıtma sisteminin olduğudur. Zira NG 268 Açmasının güney doğu köşesinde giriş kapısının güneyinde yer alan koç heykelinin altından geçen künklerden oluşan bir kanal sistemi vardır. Kanallarla ilgili bilgilerimizde de bu konu hakkında durulacaktır.

Anıtı koruyan 6.60 cm. lik kare planlı bir platform ve 5 m. lik bir kerpiç yapı üzerine kurulu çatı isteminin olduğu bu çatının gri renkli kiremitlerle örtüldüğü anlaşılmaktadır. Yapının dört bir yanında tahrip olmuş çatının döküntü kiremit parçaları doldurmaktadır. Gri renkli bu oval kiremitlerin iç kısımlarında kırmızı kil dolgu bulunmakta yan yana konulmuş kiremitlerin arasından su sızmaması için beyaz kil sıvalar bulunmaktadır. Alınlıkta ise yan yana konmuş kiremitlerin oluşturduğu dairevi kısımları kapatan palmet seklinde bezemeleriyle dairevi kiremitler bulunmaktadır. Bu kiremitlerin ana kiremitle bütün tiplerinin olduğu ana kiremitten bağımsız tipleri de mevcuttur. Eğer külliyenin tahribatı ve yapı malzemelerinin soygunun da götürülmedi ise ana kiremitlere göre bu palmetli kiremitlerin azlığı bütün alınlık boyunca bunların kullanılmadığını göstermektedir.

Kaplumbağa üzerinde duran Bilge Kağan’ın Bengü Taşı’nı koruyan bu yapıdan sonra 1740 cm. batıda yer alan barka geçilir. Bark yaklaşık 67 cm. yüksekliğinde gri bir platform üzerinde ahşap sütunlar üstüne oturtulmuş ve bu sütunların da kırmızı kil bir duvarla desteklendiği anlaşılmaktadır. Ancak bu kil duvarın yüksekliği hakkında kesin bir yargıda bulunmak güçtür.

Bark

Bilge Kağan Anıt Mezarlığı’nın Giriş kısmındaki kaplumbağa kaideli yazıtın bulunduğu platform üzerinde yer alan yapıdan sonra döşeme tuğlalarla kaplı bir alandan ulaşılan bark yapının önemli diğer bir kısmıdır. Bark 15 x 15m. boyutlarındadır. Barkın bu yıl kuzey-güney doğrultusunda 100 cm.lik genişliğinde yürüttüğümüz kesit açmasında kuzeyinde   ve güneyinde tuğla kaplamalar ortaya çıkarılmıştır. Kuzeydeki NF 264 A açmasında tek sıra ele geçirilen kaplama duvar 32 x 16 cm. lik boyutlarındaki tuğlalardan oluşmakta ve bu tuğla dizesi barka dikey olarak konmuştur. Bu tuğla dizesi ile barkı oluşturan gri platform yapısı arasında 10 cm.lik bir boşluk bulunmaktadır. Bu boşluk kısmının da gri kil ile doldurulduğu görülmektedir.

 Burada görülen bu durum barkın güneyinde ortaya çıkarılan tuğla yapı ile platform arasında da mevcuttur. Barkın güney kesimindeki kesit açmasında (NH 264 A 1 Açması) ortaya çıkarılan tuğla yapı barka yatay şekilde konulmuş çift sıra halindedir. 16 cm. lik genişliği olduğu için iki tuğla genişliği burada da 32 cm. lik bir kaplama oluşturmaktadır. Burada da tuğla yapı ile kil platform arasında 10 cm.lik bir boşluk kil  gri kil dolgu ile doldurulmuştur. Buradaki yan yana iki sıra tuğla dizesinin üst üste dört sıra olduğu görülmektedir. Bu alanın doğusuna doğru 150 cm. genişlik ve 300 cm. uzunluğunda bir açma ile  yapının uzantısı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Ancak doğu yönde mevcut görülebilen tuğla yapıdan öteye gitmediği ve burada sadece dört tuğla dizesinin kaldığı anlaşılmıştır. Bu tuğla yapı -102 cm. derinlikte yer almakta ve taban seviyesinden itibaren özellikle batı kesiminden alt kısımlara  barkı tahrip eden soyguncular tarafından girilmiş ve karıştırılmıştır. Bu kesimlerde define arandığı sanılmaktadır. Bu tahribat barkın çevresinde yoğun bir şekilde fark edilmektedir.

 Barkın güneydoğu köşesinde açtığımız NH 264 B1 açmasında daha önce defineciler ya da Radloff gibi daha önce burada kazı yapan şahıslar tarafından kazılar yapıldığı ve bu köşeyi tahrip ettikleri görülmüştür. Bu durum barkın kuzeybatı köşesinde NF 263 B2 Açmasında da gözlenmiştir. Barkın köşe kesimleri hakkında bilgi almaya yönelik 2 x 2 m. lik bu açmada derinleşme çalışmaları yapılmıştır. Koruma tuğla duvarın alındığı bu kesimde barkın köşe kesimi yağmur suları ile akmış ve akıntı kesiminde gri kil ve kırmızı kilin karışık olması bu kesimin de daha önceki dönemlerde  karıştırıldığını göstermektedir.

Bark çevresinde açılan açmalarda çatı kiremit parçaları ile birlikte kırmızı kil ve beyaz sıva parçaları karışık olarak gelmektedir. Çatı kiremitleri gri kilden yapılmış oval tipte ve çeşitli boyutlardadır. Kiremitlerin alınlık kısmına gelen boşlukları kapatmak için yuvarlak palmet bezekli kiremit parçaları bulunmuştur. Bunların bağımsız tek parçalı tipleri olduğu gibi kiremitle bütün tipleri de bulunmuştur. Ayrıca çatı kiremitlerinin yan yana konduğu sırada aralarından çatıya su sızmaması için beyaz kil ile sıvandığı kimi kiremit parçalarında ve ayrıca bulunan beyaz kalın ve üçgenimsi şekilde görülen kil parçalarından anlaşılmaktadır. Kiremit parçalarının üzerinde değişik renkte bezeme izleri görülmektedir. Kimi siyah, kimi kırmızı şerit bantlı bezemeler bulunmaktadır.

Bu oval kiremitlerden başka düz ve üzerinde kabartma bezekli olan örnekler de çıkmaktadır. Ayrıca bunların yanı sıra çatı tepeliklerinde kullanıldığı sanılan çok az sarmal kiremit parçaları bulunmuştur.Barkın çevresinde özellikle kenar ve köşelerinde kırmızı kil yoğunluğunun tuğla koruma duvarının bark seviyesinde kırmızı kil bir duvar ile yükseltilmiş olabileceğini düşündürmektedir.  

Geçmiş kazı sezonunda ortaya çıkarılan barkın platformu üzerindeki kesme taştan yapılmış kolon kaideleri çatının ahşap direkler üzerine yükseldiğini göstermektedir. Bu kaideler üzerinde 7 cm. genişliğinde ince bir tabaka halinde görülen kırmızı kil buradan geçen bir duvara ait temel izleri olmalıdır. Platformun güney tarafında dört adet bulunan kaidelerin diğer yönlerinde bulunmaması tahribat sırasında taşındıklarını göstermektedir.

Barkın çevresindeki kiremit parçaları ile birlikte görülen çatı kiremitlerine ağırlık olarak doldurulan kırmızı kilin yanında beyaz sıva üzerine kırmızı ve beyaz boyalı boyama parçaları görülmektedir. Barkı oluşturan platformun ve de platform üzerindeki belli oranda yükselen duvarların boyandığını gösteren bu parçalardan büyük oranda parçalar elde edemedik. Bu nedenle bezemelerin niteliği hakkında bilgi verebilmemiz güçtür. Barkın kuzey kesiminde açılan kesit açmasında yıkıntıları sonunda kuzeye doğru savrulan kiremit parçaları uzantısının 5 m. olduğu görülmektedir. Kiremit ve sıvaların karışık olduğu bu tabakanın yoğun olduğu kesim 350 cm. dir. Bu rakamlar çatının yüksekliği hakkında ip uçları verebilecek durumdadır. Ancak bark kesiminde külliyeyi çevreleyen duvarlardaki kiremit yoğunluğuna ve sağlamlığına ulaşamamamızın iki nedeni olmalı. Barkın yüksek oluşu ve düşen kiremitlerin yerde fazla tahrip olması, tahribatçıların öncelikle barktaki yapı malzemelerini ele geçirmek için bu kesimde tahribatı yoğun yapmaları.

Bark ve çevresindeki çalışmalarımızın dışında yoğunluk çevre duvarları ve kanalları üzerinde olmuştur. Bark ile batı dış duvar arası mesafe 1740 cm.dir.  

 Duvarlar

Külliyenin 72 m. doğu ve batı yönünde ve 36 m. kuzey-güney yönünde genişliğe sahip bir boyutu ve bu yapıyı koruyan bir duvar sistemi vardır. Duvarların 230-250  cm. arasında yüksekliği ve 120-125 cm. genişliği olduğu anlaşılmaktadır. Gri kerpiçten yapılmış ve beyaz kil ile sıvanmış olan duvarları gri kilden yapılmış kiremit örtü korumaktaydı. Sıvalar kırmızı, siyah ve beyaz boya ile boyanmakta bu renklerle bezemeler yapılmaktadır. Duvarı örten çeşitli boyutta kiremit tipleri de bulunmaktadır. NH 267 B açmasında külliyenin ön duvarını ortaya çıkarmak için yapılan 100 cm.lik kesit açmasında bulunan oval gri renkli çatı kiremidi üzerine siyah boya ile yapılan üç süvariden oluşan bir savaş sahnesi  yer almaktadır. Kiremidin üst sırasında  yer alan savaşçılardan önde olan geriye doğru dönerek kendini takip eden savaşçıya ok fırlatmaktadır. Alt sırada kırık olduğu için kimi kovaladığı anlaşılamayan süvari ise eliyle bir topuz ya da sapanı fırlatmaktadır. Kiremidin mevcut uzunluğu 25 cm, sağlam olan genişliği ise  18.5cm.dir. Bu tipte üzerinde  savaşçı bulunan bir kiremit şimdiye kadar Moğolistan’daki kazılarda bulunmuş değildir.

Külliyeyi çevreleyen duvarlarda zamanında yapılan tahribatlar nedeniyle sağlık bir ölçü almak oldukça güçtür. Çevre duvarlarında almış olduğumuz dört adet kesit açmasından ön cephede NF268, NH 268, NG 267, yan duvarda NE 264 ve arka duvarda NG 260’daki duvar kesitlerinden NG 260 ve NG 268’deki kesitlerden duvarın her iki tarafındaki sıva izlerini tespit ederek 125 m.lik bir genişlik olduğu ortaya çıkarılmıştır. Fakat geçmiş yıllardaki kazılar ve tek yönlü sıvaların bulunduğu duvarlardan çıkarılan ortalama kalınlık ise 120 – 125 cm. arasında değişen boyutlardır.   

Külliyenin batı kesiminde yer alan NG 260- NG 261 açmaları arasında doğu-batı yönünde 100 cm.lik açtığımız kesitte batı koruma duvarının genişliği 125 cm. ve batıya doğru yıkılan duvarın uzantısı 231 cm.dir. Bu duvarın tahrip olmuş sıvası batıya doğru 200 cm. uzanmakta ve bunu çatı kiremitleri izlemektedir. Duvarın gri kil zemin üzerindeki temelinin ise 31 cm. yüksekliği sıvası ile birlikte kalmıştır. Beyaz kil sıva üzerinde beyaz ve kırmızı boyama görülmektedir. Kırmızı boyamanın yer yer kendini yoğun bir şekilde göstermesi duvar üzerinde bir bezemenin olduğunu yansıtmaktadır. Ancak tahribatın fazlalığı nedeniyle bezeme  ile ilgili bilgi vermek güçtür.  Ön ve yan duvarlarda görülebilen bu tip uygulamaların Bengü Taş’ı çevreleyen yapı ve Bark’ta da olduğu görülmektedir.

Külliyenin giriş kısmında yapılan çalışmalarda koç heykellerinin bulunduğu girişin güney kesiminde NG 268 açmasında duvarın boyutları tespit edilmeye çalışılmış burada 125 cm. genişliğe sahip olduğu görülmüş ve duvarın her iki yüzündeki beyaz sıvaların üzerinde kırmızı ve siyah boya ile yapılmış bezemeler görülmüştür. Ancak duvarın batıya doğru dökülen sıvalarının kaplumbağa kaideyi çevreleyen yapının dış sıvaları ile karıştığı görülmektedir. Dikkatli bir inceleme ile kaplumbağa kaideyi oluşturan boyaların daha ince işçilikli olduğu fark edilmektedir. Ön cephe duvarının girişte bitiş noktasında kırmızı yan yana konmuş kırmızı tuğla dizeleri mevcuttur. Bu kesimde  bu temel üzerine gri kilden sıkıştırma dövme tekniği ile kerpiç duvarın yapıldığı anlaşılmaktadır. Duvarın ön cephesinde duvar sıvalarından biraz kalın ve 32x 32 cm.lik boyutta iki beyaz kil pano düşük vaziyette bulunmuştur. Bunların ön cepheyi süslemek için resim panoları olduğu düşünülebilir.  

Kanallar

Külliyeyi doğal tahribattan korumak ve atık suların tahliye olduğu bir kanal sistemi çevrelemektedir. Külliyeyi çevreleyen duvar ile kanallar arasındaki mesafe 7.90 cm.dir.  Külliyenin batısında NG 259, kuzeyinde ND 264 ve doğusunda  Bu kanal koruma duvarlarından 6.50 cm. uzaklıkta ve 3.40 cm. genişlikte ve 200 cm. derinliktedir. Kanallar beyaz sert bir kist tabaka üzerine kazılmış ve bu derinlik yüzeyden 275 cm. dir. Kist tabaka üzerinde kanalın erozyonla dolması sırasında kuzey kanalında 9 tabaka tespit edilmiştir. 190 cm. de beyaz sıva parçaları tespit edilmiştir.

Batı hendeğinde NG 259 kanal kesit çalışmasında yüzeyden 230 cm’ye kadar inilmiş ve 200 cm. de kanal başlamakta ve 9 erozyon tabakası tespit edilmiştir.

Külliyenin doğusunda NH 268 B kanal kesit çalışmasında yüzeyden -156 cm derinlikte boyalı sıva örnekleri ortaya çıkarılmıştır. Bu örnek restorasyon ekibince buradan korunma amacıyla alınmıştır.

Külliyenin giriş kısmında kanalların sona erdiği görülmektedir. Kanalın bitiş kısımlarını tespit etmek için girişin kuzeyinde ve güneyinde açmalar açılmıştır. Kanal bitiş noktaları arasında 360 cm. bir genişlik vardır. Ayrıca buradan 330 cm. genişliğinde tuğla  döşemeli bir geçiş bulunmaktadır. Bu geçiş kısmı tahrip olmakla birlikte giriş kapısına doğru  batıya doğru ilerlemekte ve 570 cm. kuzeye ve güneye doğru 330 cm.lik bir genişlikte dönüşle giriş güzergahı konusunda bilgi vermektedir. Bu dönüşten itibaren doğuya doğru 670 m. de külliyenin giriş platformu başlamaktadır.

 Platform 2001 yılına kadar buradan geçen yolun tahribatına uğramakla birlikte 32 x 32 cm. boyutlarında kare şeklinde tuğlalar ile  kaplıdır.  Bu tuğla kaplama dikey üçgen şeklinde çapraz konmuş tuğlalar ile desteklenmiştir. Destek tuğlalarının 330 cm. doğusunda doğuya doğru uzanan balbal dizeleri takip etmektedir. Balbal dizesinin ilk taşı platforma 3.5 m. uzaklıktadır. Bu mavi renkteki kırılmış balbal taşının dip kısmı in situ bulunmasına rağmen üst tarafındaki kırık kısmı kayıptır. Kanalların bitiş noktaları arasında 15 cm.lik bir boşluktan sonra giriş 330 m. olarak koç heykellerine doğru yönelmektedir.  2001 yılında çıkarılan ve depo binasına taşınan girişteki koç heykelleri arasındaki mesafe 375 cm. dir.

Giriş kısmının kuzeyinde ve güneyinde NG 268 ve NH 268 açmalarındaki kesit açmalarında kanalların derinlikleri ve genişlikleri tespit edilmiştir. Özellikle NG 268 B açmasındaki sel suları ile gelmiş boyalı parçaların Bilge Kağan’a ait Bengü Taş’ı koruyan yapıya ait sıvaların parçaları ve bu alanda olduğu sanılan bir çömleğin sürüklenerek geldiği anlaşılmıştır. Özellikle buraya sürüklenerek gelen çömlek parçasının siyah renkli hamurlu, kum katkılı, iyi açkılı ve omzunda düğme bezekli geniş karınlı bir kaba ait olduğu tespit edilmiştir. Restorasyonu için bu çömlek kaldırılmıştır.

Balballar

Bu yıl külliyenin koruma duvarları ile kanalları arasında balbal dizesinin olduğu anlaşılmıştır. Özellikle cephe kesiminde yapılan çalışmalarda dokuz adet balbal bulunmuş ve bu balballardan üç tanesinde çeşitli damgalar bulunmuştur. Bu damgalar keçi, güneş ve kelebek şeklinde olup Göktürklerin yönetimi altında bulunan boy damgaları olduğunu düşünmekteyiz. Bu balballardan külliyenin kuzeyinde ve batısında da tespit edildi. 2002 yılında güney yönde yapılan çalışmalarda bir adet balbalın tespiti ile bütün külliyeyi çevrelediklerini söyleyebiliriz. Yaklaşık 200 cm. boyunda devrilmiş durumda olan bu balbal taşları külliyeyi çevreleyen duvardan yaklaşık olarak  5.50 cm. uzaklıktadır. 

Külliyeyi çevreleyen balbal dizesinden başka daha önce bilinen külliyenin doğuya doğru uzantısından başlayan ve 3.5 km. uzaklıkta balbal dizesi bulunmaktadır. Balbal dizesi 3.5 m. de başlamaktadır. Kum tabaka üzerine dikilmiş kırık olan dip kısmı bu yıl kazıda ortaya çıkarılmıştır. Diğer taraftan NH 268 A açmasında ortaya çıkarılan 2 adet balbal taşında damgalar bulunmuştur. Kuzeyde bulunan bal

 

 

 

 

 

 

Elde edilen verilerden anlaşıldığına göre Bilge Kağan Anıtı 72m uzunluğunda ve 36m genişliğinde olduğu anlaşıldı. Anıt, yaklaşık 5 m aralıklarla sıralanmış balballarla çevrili durumdadır. Anıtı çevreleyen balballar ön ve arka cephede anıtın dış duvarına 5 metre uzaklıkta, güney ve kuzey cephelerde ise 6.80m uzaklıktadır. Kazı sonucunda anıtı tamamen çevreleyen ve balballarında dışında kalan bir kanal tespit edildi.  Dört cephede de 3.40m genişliğinde olan kanalın derinliği 190cm’dir. Kuzey cephede kanal ile anıtın kuzey duvarının dış sıvası arasındaki mesafe 7.90m olarak belirlendi. Kanalın giriş kısmına denk gelen ve bittiği noktanın arası 3.60m’dir. kanal ile platforma yürüme yolunun her iki tarafında 15’er cm’lik aralık vardır. Anıtın batı duvarının dış noktası ile sunak taşının batı ucunun arası 12.86m, sunak taşı ile bark arası ise 14m ölçüldü.

Bu yapının batı köşesi ile barkın doğu köşesi arasındaki mesafe 17.40m, kaplumbağanın altındaki kare yapının batı ucu ile anıtın girişi arasındaki mesafe 10.50m, kare yapının batı ucu ile koçların arasının mesafesi 11.40m, anıtın girişinde bulunan iki koçun birbirine uzaklıkları 3.75m, anıt girişi için platform uzanan yürüme yolu iki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısım olan yürüme yolunun başlangıcı ile ilk kısmın bittiği nokta 6.70m, ilk kısım ile anıtın ana giriş kapısının arası 5.70 olmak üzere toplam 12.40m, yürüme yolunun başlangıcı ile ilk balbalın mesafesi 3.30dır. Anıtın ana giriş kapısının genişliği ise 3.30m’dir.      

  

Gezinti Bağlantılarını Atla
Anasayfa
|Yayınlar
|İletişim
|Hakkımızda
www.anadoluweb.com